top of page

Mimarlık sözleşmelerinde dikkat edilmesi gereken hususlar

Mimarların oluşturduğu projeler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca ilim eseri kabul edilmekte ve koruma altına alınmaktadır ancak hem telif haklarının korunması, hem de proje için anlaşılan müşteriden ödeme alınması noktasında mimarların sıkça sorunla karşılaştığı gözlemlenmektedir. Bu yazıda, mevcut ve doğabilecek sorunların nasıl önlenebileceğinden; kısaca bahsedeceğiz.

 

Sözleşme yapmak. Öncelikle yapılması gereken mimar ve müşteri arasında yazılı bir sözleşme oluşturulmasıdır. Kanunen karşılıklı sözlü beyanlar ile sözleşme kurulmuş kabul ediliyorsa da daha sonra çıkabilecek herhangi bir uyuşmazlıkta sözleşmenin ispatı gerekmektedir; yazılılık bu açıdan önem arz etmektedir. Özellikle Mersin gibi küçük, karşılıklı ilişkilerle ticaretin yürüdüğü piyasalarda her zaman müşteriye yazılı sözleşme yapma teklifi yapılamayabiliyor. Peki bu halde ne yapılabilir? Bu durumda yapılacak şey; yapılacak projenin niteliği, karşılığında alınacak ücret, çalışma koşulları ve telif haklarına ilişkin bilgilerin yer aldığı bir e-maili teklif mektubu olarak müşteriye yollamaktır. Cevap olarak gelecek “Tamam, çalışmaya başlayalım.” şeklinde çok basit bir cevap, taraflar arasında geçerli ve kanıtlanabilir bir sözleşmeyi oluşturacak; hem de müşterinin önüne açıkça bir yazılı sözleşme konmadığından ilişkiler korunmaya devam edecektir.

 

Bu konuda tek bir hususun altını çizmek isterim. Eğer sözleşme bir müteahhitle taşınmaz karşılığı yapılıyor ise, noterde yapılmalıdır. Zira taşınmaz vaadi sözleşmesi ancak noterde yapıldığı takdirde hak doğuracaktır.

                                     

Telif Hakları koruması. Mimarların oluşturduğu projeler 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nca ilim eseri kabul edilmekte ve koruma altına alınmaktadır ancak müşterinin bir mimardan aldığı projeyi, daha ucuz bir fiyata başka bir mimarın imzası ile kullanması yine piyasada karşılaşılan bir sorundur.

 

Öncelikle hazırlanacak sözleşmede, projenin sunulmasının telif haklarının devri anlamını taşımadığını belirtmekte fayda var.

 

Başka bir meslektaşının projesi altına imza atarak kullanılmasını kabul eden yahut edecek mimarları uyarmak isterim ki 5846 sayılı kanunda, “başkasına ait esere, kendi eseri olarak ad koyan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılır.”  hükmü yer almaktadır. Dolayısı ile yapılan bu işlem, ciddi hukuki sonuçlar doğurabilir, mağdur olan mimarların başvuruları ile yasal süreç başlatılacaktır.

 

Mağduriyetin hiç oluşmaması adına, önlem olarak, projen teslimi elden yapılsa dahi, mutlaka e-mail yoluyla da müşteriye yollanmalı, hazırlanan e-mail’de “.....-TL bedel karşılığı anlaşmış olduğumuz, tarafımızca hazırlanmış  mimari proje ekte yer almaktadır.” ibaresi eklenmelidir. Daha sonra meydana gelebilecek bir hak ihlalinde, bu kayıtlar, ispat niteliği taşıyacaktır.

 

Ödeme Planı. Sözleşme kurulduktan sonra karşılıklı yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına işin hangi aşamasında ne kadar ödeme yapılacağı baştan belirlenmelidir.

 

Fiyat uyuşmazlığı. Üzerinde bilhassa durulması gereken bir başka konu, başlangıçta anlaşılan ücretten sonradan cayılması yahut hiç ödeme yapılmaması. Bu halde işi üstlenen mimar, ciddi mağduriyet yaşayabiliyor ve/veya ispat zorluğu çekebiliyor. Bu hususta alınabilecek en pratik önlem; işin ücreti ve niteliği belli olduktan sonra proforma fatura kesilmesidir.

 

Proforma fatura, malın birim fiyatının, özelliklerinin ve satış şartlarının yer aldığı, bilgi verme amacını güden, yapılan anlaşma ile ilgili her türlü detayı gösteren, teklifname niteliğindeki faturadır ve sunulmuş; kabul edilerek sipariş verilmesi üzerine kesin faturaya dönüşmüş bir proforma fatura, uyuşmazlık doğması halinde anlaşılan bedelin ispatını sağlayacaktır.

 

Ödemenin gecikmesi. Müşteri tarafından yapılacak ödemelerin gecikmesi halinde gecikme faizinin uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa faizin oranı belirlenmelidir.

 

Fesih Koşullarının düzenlenmesi. Sözleşme ilişkisi sürerken taraflardan biri, hatta her ikisi sözleşmeyi sona erdirmek isteyebilir. Bu halde prosedürün nasıl işleyeceğini baştan belirlemek çok önemli bir husustur. Fesih bildiriminin nasıl yapılacağı, sürelerinin ne olduğu, fesih bildirimi yapılması halinde tarafların sahip olacağı haklar açıkça düzenlenmelidir.

 

Örneğin, fesih hangi aşamada yapılırsa, hak edilen ücretin ne kadar olacağı; herhangi bir cezai şart uygulanıp uygulanmayacağı mutlaka kararlaştırılmalıdır.

 

Prosedürlerin belirlenmesi. Yapılacak çalışma başlamadan hizmet kapsamında nelerin yer alacağı,  ne kadar süreceği, teslim tarihi ve usulü, hizmet bedelinin ödeme şekli; ayrıca karşılıklı sağlanacak bilgi ve belgelerin neler olduğu belirlenmeli, bu belgelerin doğruluğundan sunan tarafın sorumlu olacağı; sözleşmede yer almalıdır.

 

Uyuşmazlık çıkması halinde yapılacaklar. Öncelikle belirtmek isterim ki, her uyuşmazlık  yargı yahut icra kanalıyla çözülmek zorunda değildir. Sözleşme ile belli bir miktarın altında kalan uyuşmazlığın uzlaşarak çözüleceği, belirlenen miktarın üzerindeki uyuşmazlıkların yargıya intikal edeceği kararlaştırılabilir.

 

Uyuşmazlığı çözecek makam olarak adli mahkemeleri doğrudan belirlemek de zorunlu değildir; doğabilecek uyuşmazlıklar için Mimarlar Odası’nın arabuluculuğuna başvurulabileceği; bu yollarla çözülememesi halinde adli yargıya gidilebileceği düzenlenebiir.

 

Riskleri doğru yönetmek. Sağlıklı ve profesyonel çalışma hayatını sağlamak ve sürdürmek adına, her zaman konusunda uzman bir hukuk danışmanı ile çalışmanızı tavsiye ederim. Zira iş hayatı içerisinde yaptığınız her anlaşmada emeğinizi, paranızı ve zamanınızı risk altına sokarsınız. Bu riski daha iyi ifade edebilmek açısından şöyle bir örnek verelim; bir liralık bir iş anlaşması yaptığınızda; 1 lira değerinde emek harcar, gelecek ödemeye binayen piyasadaki alışverişleriniz için bir liralık ödeme sözü verir, ödeme planınızı ona göre yapar, bu bir liralık işe zamanınızı harcayarak bir başka bir liralık işi red eder yahut hiç araştırmazsınız. Dolayısı ile bir liralık anlaşma, sizin için daha işin başında en az üç liralık ticari risk anlamına gelmektedir. Dolayısı ile ticari anlaşmalar ile üstlendiğimiz riski iyi ölçüp değerlendirmek, bu riski asgari düzeye çekebilmek adına profesyonel destek almak, sizi her zaman koruyacaktır.

 

Mimarlık sözleşmeleri de dahil olmak üzere, her tür ticari sözleşmenin kendine has birçok özelliği vardır ve elbette bu yazıda pek azını ele alabildik. Sizlere faydalı olabileceğini umuyor, güvenli, karlı ve sorunsuz bir iş hayatı diliyorum. Saygılarımla.

 

                                                                                                                              Av. Cansu ANILAN

bottom of page